Mesaj kutusu hakkında...
1/1/2008 -Kategori: DUYURULAR
Merhaba öncelikle uzun bir aradan beri blogumla ilgilenemedim biliyorum ve bu süre zarfında blogumda bulunan mesaj kutusuna bazı karaktersiz insan bozuntularının abuk sabuk ağza alınmayan cümleler sarfetmelerinden ötürü ilk olarak siz hayvan severlerden onlar adına af dilerim...
Bu insan denmeyi bile hakketmeyen zavallıların artık yazacak bir yer bulamayacaklarını belirtir eğer yazı yazacaklarsa kendi hikayelerini anlatan bir kitap yazmalarını tavsiye ederim çünkü epey bir yaratıcı gördüm kendilerini.Kendi çaplarında insanlara hitap edeceklerine hiç şüphem yok ama ne bu blogun kalitesini bozmaya nede bu blogun okuyucularını rahatsız etmeye yada keyiflerini kaçırmalarına göz yumamam...
Dediğim gibi uzun zamandır blogumla ilgilenemedim bu sebepten ötürü olacak ki bu şerefsiz insan bozuntuları blogumu mesken etmiş.Bunlar zavallı,insanlıkdan yoksun zatlar.Böyle insanlar var olduğu sürece ben onlardan nefret etmeye devam edeceğim. Çünkü onlar tiksintiyle küçümsenerek bakılmaya, ezilmeye ve hayatlarında bir baltaya sap olamamaya mahkum kişiler ve onların bizim yanımızda yeri bile söz konusu olamaz.
Ve siz insan bozuntuları artık abuk sabuk mesajlar yazamayacaksınız ve hayvan severleri rahatsız edemeyeceksiniz en azından bu blogda...
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
PET STAR
6/10/2007 -Kategori: DUYURULAR

2008 PetStar'ı olma yolunda size ve petinize bol şans dileriz.
Başvuru için tıklayınız...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Evcilleştirilemeyen Hayvanlar
25/8/2007 -Kategori: BiLMEDiKLERiMiZ
Birçok vahşi hayvanın yavrusu, çok
küçükken anasından alınır, vahşi ortamından uzaklaştırılır ve medeni
bir ortamda insanlar tarafından büyütülürse kolayca uysallaşır. Ancak
tam erişkin hale gelince ne olacağı belli olmaz. Genlerindeki
kalıtımsal sosyal davranış biçimi aniden ortaya çıkabilir.insana alışma ile evcilleşmeyi birbirine karıştırmamak gerekir. İnsana
alıştırma, tabii bir duygu olan özgürlük içgüdüsünü zora veya
kurnazlığa başvurarak ortadan kaldırmaya dayandığı halde evcilleştirme,
toplu halde yaşama içgüdüsüne dayanır. Yalnız veya çift yaşayan
hayvanlar evcilleştirilemez ancak insana alıştırılabilirler. Doğada besinini ve barınağını kendisi bularak, düşmanlarına karşı
kendisini ve ailesini savunarak yaşamını ve soyunu sürdürebilen
hayvanların evcilleştirilmeleri, doğal çevrelerinde özgür yaşarken
tutsak edilerek insan eliyle bakılıp beslenmeleri ve insanın
kurallarına göre yaşamaya alıştırılmaları zordur.
Evcilleştirme, yararlanma amacıyla hayvanları insanlara alıştırma
şeklinde tarif edilebilir. Bu tarife göre evcil hayvanları üç bölümde
toplayabiliriz. Ürünlerinden faydalanılanlar (sığır, koyun, keçi,
domuz, kümes hayvanları), gücünden faydalanılanlar (sığır, at, eşek,
deve), dostluklarından faydalanılanlar (kedi, köpek, bazı kuşlar ve
akvaryum balıkları).Bazı yırtıcı kuşlar, özellikle doğan, atmaca ve şahin, avcılıkta
yararlanılmak amacıyla evcilleştirilmişlerdir. Böcekler içinde
evcilleştirilmiş sadece iki tür vardır. Cilalı taş devrinde
evcilleştirilmiş olan bal arısı ve milattan önce 3000 yıllarında Çin'de
evcilleştirilen ipek böceği.İlk evcilleştirilen hayvan 10 bin yıl kadar önce köpek, sonra da keçi
ve koyunlar olmuş, bunları sığır ve domuzlar sonra da at izlemiştir.
Kediler köpeklerden binlerce yıl sonra evcilleştirilmişlerdir. Bağımsız
yaradılışlı olmaları belki buna bağlanabilir. Kedilerin fare gibi
zararlı kemiricilerden kurtulmak amacıyla evcilleştirildikleri eski
Mısırlılardan kalma belgelerden anlaşılmaktadır.
Aslında evcilleştirme kavramım açıklamak pek kolay değildir.
Evcilleştirme hayvan terbiyesinden, bir yaban hayvanının insana
alıştırılmasından, evde süs veya zevk diye kedi, köpek, kuş, balık
beslenmesinden farklı bir şeydir.Evcilleştirme hayvanların insanlarla bir arada yaşamaları şeklinde de
tanımlanır. Bu bir arada yaşama, insan zoruyla sağlanmış olmakla
beraber hayvanların da buna sessizce boyun eğdiği hatta isteyerek razı
oldukları söylenebilir. Bu tanıma göre evcilleştirme bazı hayvan
türlerinde doğuştan var olan sürü halinde ve bir başın önderliğinde
yaşamak eğiliminden ileri gelir.
Köpek ve atın dışındaki hayvanlara bakılınca ortak başka özellikler de
görülüyor. Bir bölgeye bağlı kalmadan geniş sürüler halinde
yaşayabilmek, değişik türden bitkilerle beslenebilmek ve kolay
avlanabilir olmak. Tabii bu ilişkide karşılıklı menfaat da söz
konusudur. Yoksa Avustralya yerlileri kanguruları çoktan evcilleştirmiş
olurlardı.Bir tanıma göre de, üremesi, yerleşimi ve yiyeceğinin kontrolü
kendinden çıkıp insana geçmiş hayvanlara evcil deniliyor. Bu hayvanlar
kendi türlerinin evcilleşmemiş türlerinden tamamen ayrı bir nesil
oluştururlar. Artık bireysel kişilikleri kalmamış bir sürü
oluşturmuşlardır. İnsanlar onların bir kısmına birer canlı yiyecek
olarak bakmakta, fabrikasyon imalatla aynı şekilde yetiştirilmekte,
zamanı gelince kesilip paketlenmektedirler.
Evcilleştirme hayvanların ruhsal durumlarını da etkiler ve genellikle
bir gerilemeye yol açar. Örneğin, evcil erkek kazlar artık kendilerine
bir yetki bölgesi oluşturmaktan vazgeçerler, babalık ve koruma
görevlerini ihmal ederler. Beyinleri de yaklaşık yüzde 20 hafifler.
Hayvanın dünyayı algılayış biçimi değişir. Avlanma tehlikesi ortadan
kalktığından tepkilerinde bir zayıflama meydana gelir.Eski Mısır'da antiloplar ve sırtlanlar, Ortaçağda ise sansarlar
evcilleştirilmeye uğraşılmış, başlangıçta umut verici olmuşsa da
sonradan vazgeçilmiştir. Hayvanların birçoğu insan gerek duymadığı ve
binlerce yıl sabır gösteremediği için de evcilleştirilememiş
olabilirler. Belki bugün başlarsak 5000 yıl sonra bahçemizdeki kaplanın
sütünü içebilecek, yüzme havuzumuzda büyük beyaz köpek balığı ile
oynaşabileceğiz.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yavru fareleri emziren kedi...
12/5/2007 -Kategori: MAKALELER-ALINTI
Baska cins hayvanları emziren cok kedi kopek
gordum ama,fare emziren kediyi hayatım boyu ne
duydum ne gordum... Bu anne kediye nobel barıs odulu verilse
yeridir...
Zonguldak'ta,
anneleri olmayan minik fareleri, yeni yavrulayan kedi besliyor.
Birlik
Mahallesi'nde, 64 yaşındaki Hasan Erdoğan'ın fareleri avlaması için deposuna
bıraktığı yeni yavrulayan kedisi Tantu, burada bulduğu yavru
fareleri çamaşır leğenindeki yuvasına götürdü.Erdoğan, gazetecilere
yaptığı açıklamada, kedisinin fare yuvasında bularak beslediği 2 hayvanı
emzirmeye çalıştığını belirterek, şöyle konuştu:
''Yaklaşık 5 gündür
fareler, kedi yavrularıyla birlikte yaşıyor. Kedinin memesinden emerek
beslenmeye çalışıyorlar. Şu ana kadar telef olmadıklarından sanırım
beslenebiliyorlar. Yavru farelere, Tantu çok şefkat gösteriyor.
Kedimiz geçmişte çok sayıda fare avlıyordu. Bundan dolayı hayvanlara annelik
yaptığını görünce çok şaşırdık. Mahalledeki herkes yavrularla kediyi görmeye
geliyor.''
İşte o görüntüler...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HAYVANLARA SEVKAT - (s.a.v. HZ Muhammed)
19/4/2007 -Kategori: BiLMEDiKLERiMiZ
"HER YARATIK, ALLAHIN EVLATLARI GIBIDIR.
ALLAH' A EN SEVGILI OLANLAR ,
O'NUN EVLATLARINA SEVKATLI DAVRANANLARDIR.
SEVKAT GOSTERENE BU DUNYADA DA ,OTEKI
DUNYADA DA HAYIRLAR VERILECEKTIR.
FAKAT,SEVKATTEN MAHRUM OLANLAR BU VE OTEKI DUNYA DAKI
TUM HAYIRLARDAN MAHRUM KALIRLAR.."
HAYVANLARIN SIRTINI ISKEMLENIZ GIBI KULLANMAYIN!
HZ.MUHAMED (S.A.V.)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Liger...YENİ BİR TÜR
29/3/2007 -Kategori: BiLMEDiKLERiMiZ
Liger, aslanla kaplanın çiftleşmesinden ortaya çıkan yavruya verilen isim. Bu isim ingilizce Aslan (lion) ve kaplan (tiger) kelimeleri birleştirilerek türetilmiştir. Bu melez yaratık doğada büyük kediler familyasının en dev üyelerinden biri olarak yer almaktadır. Ortalama bir erkek aslan 250, bir erkek kaplan 220 kilogram olarak yaşamlarını sürdürürken, aslan baba ile kaplan anneden doğan bu melez yaratıkların vücudunda büyümeyi durdurucu bir şey bulunmaz ve ölene kadar büyüyüp serpilebilme yetenekleri vardır. Sibirya Kaplanı'nın iki katı büyüklüğüne erişebilirler. Genellikle hayvanlar dünyasindaki melez canlıların kısır olmasına karşılık, ligerler az rastlansa da üretkendirler. Hem kaplan gibi çizgileri hem de aslanlardan aldıkları noktaları vardır. Ayakta durduklarında 4 metre kadar olabilirler.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hayvanlar Ne İster...
22/3/2007 -Kategori: MAKALELER-ALINTI
Uzmanlar, esaret altındaki hayvanların hislerini anlamak için kafese girdi.Avustralya'da bir hayvanat bahçesinde orangutanların sergilendiği bölümü ziyaret edenler beklenmedik bir durumla karşılaşıyor.Çünkü burada orangutanlar değil, orangutan gibi davranan insanlar var.Deneyin amacıysa, esaret altındaki hayvanların neler hissettiğini anlamak ve yaşam koşullarını iyileştirmek.
Hayatlarını hayvanat bahçelerinde sürdüren hayvanlar ne hisseder? Avustralyalı bir grup bilimadamı bu sorunun yanıtını ilginç bir deneyle bulmaya çalışıyor.Deney kapsamında 6 kişilik bir ekip bir hayvanat bahçesinde orangutanları n tutulduğu bölümde bir ay boyunca yaşayacak.Bu süre zarfında orangutan gibi davranacak olan denekler, esaret duygusunu izlenmenin nasıl duygular uyandırdığını anlamaya çalışacak.Psikologlardan oluşan bir ekip de onları takip ederek davranışlarındaki değişiklikleri gözleyecek.Denekler, aşırı davranışlar sergilemeye başlarsa da orangutanların gördüğü muameleyle karşılaşacak.Bilimadamları , bu araştırmayla esaret altındaki hayvanlar için sağlıklı yaşam koşulları yaratabilmeyi ve hayvanat bahçeleri için oluşturulan fona katkı sağlamayı hedefliyor
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kedi AIDS’i denen FIV’i tanıyalım
17/3/2007 -Kategori: SAGLIK
Kedilerde görülen ve
insandaki AIDS hastalığı virüsü gibi bağışıklık sistemine saldıran FIV
(Feline Immunodeficiency Virus) bir retrovirüs türü.Yine kedilerde
görülen FLV (Feline Leukemia Virus) ve insandaki HIV (Human
Immunodeficiency Virus) ile aynı aileden.Ancak her canlı türü için
farklı bir antijen yapısı gösteren virüsler olduklarından, kedilerde
hastalık yapan FIV virüsü insanlara bulaşmıyor ve hastalık yapmıyor.FIV gibi retrovirüsler son derece hassas yapılı oluyor ve ultraviyole
ışığı, ısı, deterjan ile karşılaştığında hastalık yapma etkisini
kolayca yitiriyor.
KEDİDEN KEDİYE NASIL BULAŞIYOR
Yaygın
olarak kedinin salyası ile saçılan FIV virüsü, hasta kedinin başka bir
kediyi ısırması ile bulaşıyor.Hasta kedinin dişi ve hamile olması
durumunda yavru kediye anne karnında veya anne sütü ile bulaşması ise
son derece ender olmakla birlikte mümkün.Hamile kalmadan önce FIV ile
hastalanmış dişi kedilerin yavruları, çoğu kez bu hastalığa
yakalanmamış sağlıklı yavrular olarak doğabiliyor.
NE KADAR YAYGIN
FIV
enfeksiyonu, dünyanın her yerindeki kedi türlerinde görülebiliyor.Aynı
zamanda leopar, aslan, kaplan, jaguar gibi vahşi kedi türlerinde de
rastlanıyor.Evde yaşayan kedilere oranla dışarıda yaşayan veya ev
dışına çıkan kedilerde daha fazla görülüyor.Amerika’daki
istatistikler, sağlıklı görünen kedilerde FIV virüsünün yüzde 1- 8
oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.Hasta kedilerde bu oran daha
yüksek.Türkiye’de sokakta yaşayan kedi sayısının çok olduğu göz önüne
alınırsa, bu oranın bizde daha yüksek olduğunu tahmin etmek zor değil.Erkek kedilerde FIV enfeksiyonları yine istatistik olarak dişi kedilere
göre iki kat daha fazla.
BELİRTİLERİ NELER
Halsizlik,
iştahsızlık, ateş, lenf yumrularında şişme ve kilo kaybı gibi spesifik
olmayan genel belirtiler ortaya çıkıyor. Yanı sıra yüzde 50’sinde
kronik ağız enfeksiyonları ve yaraları, yüzde 30’unda hapşırık ve burun
akıntısı ile seyreden kronik üst solunum yolu enfeksiyonları , yüzde
30-35’inde kansızlık (anemi), yüzde 10-20’sinde kronik ishal görülüyor.Göz hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, sinir sistemi
hastalıkları, deri ve kulak hastalıkları da sık olarak gözleniyor.
Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte FIV virüsü taşıyan kedilerin
lenfoma gibi kanser türlerine yakalanma riskinin de sağlıklı bir kediye
göre 5 kat daha fazla olduğu belirtiliyor.
HASTALIK NASIL GELİŞİYOR
FIV
enfeksiyonu kedilerde üç aşamada gelişiyor.Birinci safha, kedi virüsü
aldıktan 4-6 hafta sonra ortaya çıkıyor.Bu safhada çoğu kez, lenf
yumrularında büyüme, ateş, deri veya sindirim sistemi enfeksiyonu
görülüyor.İkinci safha tıbbi olarak latent ya da subklinik dönem
olarak adlandırılıyor. Hemen hemen hiçbir belirti göstermeden yıllarca
sürüyor.Bu safhanın en önemli özelliği gizlice ve yavaş bir şekilde
FIV virüsünün bağışıklık sistemini tahrip etmesi.Tahribat şiddetli
düzeye ulaştığında hastalığın üçüncü safhası başlıyor.Bu safha
genellikle kedinin 5-12 yaşlarında ortaya çıkıyor.Bağışıklık
sisteminin şiddetli olarak harabiyete uğraması sonucunda kedi her türlü
parazit, mantar, bakteri ve virüs kökenli hastalığı çok şiddetli olarak
geçirmeye başlıyor. Bu safhadaki kediler, hastalık yapmayacak güçte,
tipte veya miktarda enfeksiyon etkeni karşısında bile hastalanıyor.Kronik üst solunum yolu enfeksiyonları , bağırsak enfeksiyonları , deri
ve kulak enfeksiyonları bu durumdaki kedilerde oldukça sık görülüyor.
NASIL TEŞHİS VE TEDAVİ EDİLİR
Teşhis,
kedinin bu virüse karşı oluşturduğu antikorların tespit edilmesi ile
konuluyor.Genellikle bu antikorlar FIV virüsünün alınmasından 3-6
hafta sonra oluşuyor.Tedavi, belirtilere yol açan hastalığa göre
uygulanıyor.Bağışıklık sisteminin yetersizliği sonucu ortaya çıkan
deri, solunum, sindirim ve sinir sistemi hastalıkların tedavisinin
olabildiğince geniş kapsamlı ve yoğun bir şekilde yapılması gerekiyor.Son yıllardaki bilimsel çalışmalarla birlikte bağışıklık sistemini
doğrudan etkileyen "interferon" gibi ilaçların hastalık sırasında
kullanımı ve bu konuyla ilgili bilgiler de gelişmekte.Yoğun ve
dikkatli bir hijyen, uygun bakım ve beslenme ile FIV enfeksiyonu olan
bir kedi uzun süre yaşayabilir.
KORUMAK İÇİN NE YAPMALI
Kesin
etkili aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.Son yıllarda kediler
için geliştirilen aşıların kediyi FIV enfeksiyonundan koruma oranı
yüzde 80- 85 dolaylarında.Yüzde 100 koruma sağlamasa bile özellikle
sokağa çıkan kedilerde ve dışarı ile irtibatlı kedi bakım evi gibi
yerlerde bu aşı uygulamalarından yararlanılabilir.Sağlıklı kedileri
sokağa çıkarmamak hastalıktan korunmada çok önemli.Bunun yanı sıra FIV
enfeksiyonu bulunan kedilerin de sokağa çıkarılmaması, hem onların
zayıf olan bağışıklık sistemlerinin korunması, hem de hastalığı diğer
kedilere bulaştırmamaları açısından önemli.
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kedi ve köpeklerimizi neden kısırlaştırmalıyız?
17/3/2007 -Kategori: SAGLIK
Tabii bu tip sorunların dışında kısırlaştırılmadıkları takdirde onları bekleyen pek çok sağlık sorunu da vardır: Pyometra (rahim iltihabı), ovaryum (yumurtalık) tümör ve kistleri, meme tümörü gibi. Bu hastalıklardan pyometra, ovaryum tümör ve kistleri kısırlaştırıldıkları nda kesinlikle ortaya çıkmayacak olan hastalıklardır.Ayrıca günümüzde hızla yaygınlaşan bir yöntem olan ergenlik öncesi (kediler 6, köpekler 7 aylıkken) kısırlaştırma birçok sorunu önlüyor.Bu şekilde yoğun oranda karşılaştığımız ve oluşum mekanizmasında cinsiyet hormonlarının rol aldığı meme tümörleri, prostat kanseri gibi hastalıkların da ortaya çıkması engellenebilir.Evcil hayvan sahiplerinin hassas olduğu bir konu da onların kısırlaştırılmadan en azından bir kere anne olmasıdır.Ancak hem doğum sonrası hem de ergenlik sonrası yapılan kısırlaştırma ameliyatları, dişilerde meme tümörü ve erkeklerde prostat kanserinden korunmada, ergenlik öncesi yapılanlara göre yetersiz kalır.Kısırlaştırma hormonel faaliyetler başlamadan yapılırsa kızgınlıkta bağırma, idrarla etrafı işaretleme gibi davranışlar da hiç oluşmadan engellenebilir.Tüm bu avantajlar düşünüldüğünde, dostlarımızın daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri için onları kısırlaştırmamız en insancıl yöntemdir.Ancak doğru bir karar vermek için veteriner hekiminizle diyalog içinde olmanız önem taşıyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kedilerde BESLENME
16/3/2007 -Kategori: BAKIM
Yetişkin Kedilerin
Beslenmesi
Normal aktiviteye sahip
yetişkin bir kedi, yalnızca erişkin döneme yönelik
beslenmeye gereksinim duyacaktır.Tam ve dengeli olarak,
hazırlanmış iyi kalite hazır mamalar, gebe veya emzirme
döneminde olmayan erişkin kedilerin beslenebilmesi için
uygundur.Erişkin kedinin aktivite düzeyi, vücut
sıcaklığı ve uygun vücut kondüsyonunun sürdürülmesi için
duyulan ihtiyaç, mama miktarını etkilemektedir ve bu
nedenle kediler bireysel özelliklerine göre
beslenmelidir.İyi bir vücut kondisyonu, hayvanın gözlemlenebilen
kaburga kemiği ve göğüs kafesinin arkasındaki bel
bölgesinde bulunan yağ dokusunun onları ince bir şekilde
çevrelemiş olması ve bunun orantılı bir şekilde
dağılması anlamına gelmektedir.Kediler azar azar
veya ara sıra beslendikleri için gün içinde birçok kez
mamalarına ulaşabilmelidir.Diğer hayvanlarda da olduğu
gibi, hazırda bulunan temiz, taze su sindirim, emilim,
sirkulasyon, besin maddelerinin taşınması, doku onarımı,
vücut sıcaklığının dengelenmesi gibi hemen hemen tüm
vücut fonksiyonları için önem taşımaktadır.
Kediler günlük öğünleri için, köpeklerden daha
yüksek protein düzeyine ve farklı besin dengelenmesine
ihtiyaç duyarlar.Kediler, günlük öğünlerine köpeklerin
beslenmesinde gerek duyulmayan taurin
eklenmesine ihtiyaç duyarlar.Bu beslenme
gereksinimi nedeniyle, kediler kendileri için
hazırlanmış tam ve dengeli kedi mamalarıyla beslenmeli
ve sonuç olarak köpek mamalarıyla beslenmemesi
sağlanmalıdır.Kediler, 1 yaşından sonra erişkin
beslenmesine geçebilirler.Erişkin beslenmesi, gebe veya
emziren dişiler için uygun değildir.İhtiyaç duyulan mama miktarı kediye,
mamanın besin değerleri yoğunluğuna göre değişmektedir.Aynı boyut, yaş ve aktiviteye sahip iki kedi için,
tüm şartlar eşit olsa dahi ihtiyaç duyacakları mama
miktarı farklı olabilmektedir.Çünkü, farklı metabolizma
düzeylerine sahiptirler.Kedinin iştahı ve toplam mama
tüketimi günden güne değişiklik gösterecektir.Yetişkin
kedilerde iştah azalması veya yemeğe karşı duyulan
isteksizlik süreklilik göstermedikçe veya hastalık
belirtileri gözlenmediği sürece problem teşkil
etmeyecektir.Ancak bu durum uzun süreli olursa ve
hastalık belirtileri görülmeye başlanırsa kedinizi bir
veteriner hekime muayene
ettirmelisiniz.
Hamilelik Döneminde
Beslenme
Kedinin sağlıklı olması için
beslenme önemli bir faktördür ve süt emzirme dönemi ve
gebelik süresi boyunca arttırılmalıdır.Günlük öğün,
yavruların gelişmesi için doğru dengelenmiş biçimde
ayarlanmalı ve dişiyi emzirme stresine karşı
hazırlamalıdır.Yetişkin mamaları veya tedavi mamaları
genel olarak emzirme dönemi ve gebelik süresi boyunca
kedinizin beslenmesi için yeterli olamayacaktır.
Kediniz için, büyüme ve üreme dönemine yönelik
tam ve dengeli bir beslenme programı uygulanmalıdır.Tercih edilen, her bir libre (454 gr.) mama için içerik,
en azından %30 protein ve 1700 kcal enerjiyi
sağlayabilecek düzeyde olmalıdır.Erişkin dönem boyunca
uygulanan besleme, gebeliğin son 1/3’lük peryodunda
uygun bir diyete dönüştürülmelidir.
Bazen
yetiştiriciler, gebe veya emziren annelerin ekstra besin
ihtiyacını karşılamak amacıyla normal günlük
beslenmesine, besin maddelerinin ilave edilmesi
gerektiğine inanırlar. Ancak, tam ve dengeli olarak
hazırlanmış iyi kalitede mama ile besleme yoluyla ekstra
besin maddesi katılımına gerek kalmaksızın kedinizin
beslenmesi gerçekleştirilebilir.Gebelik süresi boyunca, dişinin ağırlık
artışı, yavaş ve durağan olabilir ve aynı zamanda gıda
alımında da kademeli bir artış gözlemlenebilir.Üreme
dönemindeki hormon ve davranış değişiklikleri, az yeme,
fazla yeme, hiç yememe peryodları şeklinde ortaya
çıkabilir.Örneğin, birçok anne gebeliğin yaklaşık 3.
haftası boyunca, 3-10 gün içinde son bulan iştah kaybına
uğrarlar.Bununla birlikte, az yeme devamlılık arz
ederse veya dişinin vücut kondüsyonu kötüleşmeye
başlarsa sağlık problemleri açısından veteriner hekime
muayene ettirilmelidir. Doğum yaklaştıkça, dişi
iştahını kaybedebilir.Dişinin iştahını 9. hafta içinde
kaybetmesi doğumun 24-48 saat içinde gerçekleşeceğinin
göstergesidir.Genellikle doğumdan sonra 24 saat içinde,
dişinin iştahı yavaş yavaş artacaktır.
Emzirme Döneminde
Beslenme
Yavruların süt emme isteği,
yaklaşık 20-30 günlük süre boyunca artarak devam
edecektir. Dolayısıyla anneninde yiyecek ve su ihtiyacı
bu süre boyunca artacaktır.Dişiler gün içinde, 2 veya 3
kez beslenmeli ve taze temiz su her zaman hazır
bulundurulmalıdır.Kuru mamanın, emzirme döneminde su
ile ıslatılması annenin gıda ve su alımını arttıracak ve
yavruları azar azar kuru mama yemeğe teşvik
edecektir.
Yavrular 3-4 haftalık olduklarında,
katı mamaya ilgi duymaya başlarlar ve dişinin emzirmeye
karşı duyduğu ilgi azalır.Bu nedenle, ıslatılmış kuru
mama, yüzeysel, fazla derin olmayan bir kap içinde
olmalı ve böylece yavruların gün içinde rahatlıkla
mamayı yemesi sağlanabilmelidir.Genellikle, yavruların
sütten kesilmesi ise yaklaşık 6-8 haftalık olduklarında
gerçekleşmektedir.Süt üretimi belirgin bir şekilde devam
eden dişiler için, meme konjesyonu ve rahatsızlıkları
problemleri ile karşılaşılabilir.Bu problemin çözülmesi
için dişinin gıda alımını kısıtlamak suretiyle takip
eden beslenme prosedürü uygulanabilir; Sütten kesilmenin
ilk gününde dişi beslenmemeli fakat içmek için bol
miktarda taze temiz su verilmelidir.Aynı gün, yavrular
anneden ayrılmalı, su ve mama verilmelidir.Yavruları
mama alımına teşvik etmek için, kuru mama ılık su ile
ıslatılmalıdır. Sütten kesilmenin, 2. 3. ve 4.
günlerinde anneye önceden verilen mamanın ¼, ½, ¾ ‘ü
oranlarında verilmesi tavsiye edilmektedir.5. günde
anne, doğum ve emzirme dönemi öncesindeki normal
beslenmesine geçebilir.
Yavruların
Beslenmesi
Araştırmalar gösteriyor
ki, yavrular yaklaşık 1 yıl içinde genç erişkinlik
dönemine geçerler ve yavrunun doğum ağırlığı ilk 20
haftada %2000 artış gösterir. 26 haftalık olduklarında
büyüme oranı sabitleşmeye başlar.Ancak yavrular, normal
büyümelerini yaklaşık 12 aylık olana dek
sürdürmektedirler.Yavrular, vücut ağırlıklarının her
bir libresi (454 gr.) için, gelişmiş kedilere oranla 2
kat daha fazla enerjiye gereksinim duyarlar.
Yavruların 6-8 haftalık yaşa
ulaştıklarında tamamen sütten kesilmiş olmalıdır ve
gelişmeleri için uygun, tam ve dengeli bir mama ile
beslemeye alıştırılmalıdır.Yavrular daha fazla protein
değerine ve aminoasitlerden taurin’e gereksinim
duyarlar.Yavrunun diyetindeki taurin eksikliği,
yavrunun görüşünde zayıflıklara neden olacaktır.Bu ve
diğer nedenlerden ötürü, yavruların sadece kendileri
için hazırlamış olan mamalarla beslenmesi
önerilmektedir.Normal sağlıklı yavrular, tam ve dengeli
mama ile beslendiklerinde, vitamin ve minerallerle
gıdasının desteklenmesine gerek duyulmayacaktır.Yapılan
ilavaler, mamanın dengesini bozabileceği gibi fazla
miktarda olduklarında zarar verici de
olabilir.Yavrular, hızlı büyüme safhasında
tabloda belirtildiği gibi az ve sık beslenmelidir ve
taze temiz su her zaman hazır
bulunmalıdır.
Yaş
Günlük Öğün
6- 12
haftalık 4
12
hafta- 6 aylık 3
6
aylık ve sonrası 2
Kuru
mama, yumuşatılması ve kolaylıkla yenmesi amacıyla ılık
su ile ıslatılabilir.Islatılmış mama veya konserve
mamanın oda sıcaklığında uzun süre bırakılması
yenilebilirliğini azaltabilir ve bozulmasına neden
olabilir.Bu nedenle 1 saat içinde tüketilmeyen mamalar
uzaklaştırılmalı ve atılmalıdır.Diğer hayvanlarda
olduğu gibi, beslenme değişiklikleri, 7-10 günlük
periyod içersinde sindirim bozukluklarının oluşmasını
engellemek amacıyla kademeli olarak yapılmalıdır.
Yavruların gün içinde azar azar ve ara
sıra yeme eğilimleri vardır.Normalde yavrular mamaya
koklayarak yaklaşırlar ve yemeğe başlarlar.Mamadan
küçük bir porsiyon tükettikten sonra bırakacak ve
aralıklı olarak yemeğe geri dönecektir.Bu davranış,
yemeğe isteksizlik veya yemeği red etme ile
karıştırılmamalıdır.Aşırı gürültü, yeni ortam, yemek ve
su kaplarının temizliği yavrunun yemeği geri
çevirmesinde göz önünde tutulmalıdır.Eğer
beslenme uzun süre red ediliyorsa ve/ veya yavru
halsizlik gibi hastalık belirtileri gösteriyorsa bir
veteriner hekime muayene ettirilmelidir.
Yavrular konserve mama, yarı katı veya
ıslatılmış kuru mama ile besleniyorlarsa, 6 aylıktan
itibaren 1 yaşına kadar günde 2 kez beslenmelidir.Kuru
mama ile mama kabını yeterli miktarda doldurarak besleme
uygundur.Aşırı beslemeden kaçınılmalıdır.Yavrular
bireysel özelliklerine göre beslenmeli ve beslenme
miktarları vücut kondüsyonları ve aktivitelerine göre
ayarlanmalıdır.Bu en uygun şekilde yavrunun rutin
kontrolleri esnasında veteriner hekiminize danışarak
çözümlenebilir. Paket üzerindeki beslenme bilgileri
kedilerin günlük beslenmesi için rehber olarak
kullanılabilir. Aktif, hareketli kediler veya açık
havada bırakılan kedilerin iyi vücut kondüsyonlarının
sağlanması amacıyla daha fazla mamaya ihtiyacı
olacaktır.Eğer kedi normal ağırlığının üstünde ise
maması azaltılmalıdır.Veteriner hekim, kedinin vücut
kondüsyonunun tayin edilmesinde ve uygun ağırlık azaltma
programının planlanmasında sahibine yardımcı olabilir.
Kediler insanlar gibi bireysel özelliklerine
göre beslenmeyi tercih ederler.Kardeş yavrular farklı
tad alma duyusu ve yeme alışkanlıklarına sahip
olabilirler.Bununla birlikte, kedinin obur ünvanı
alması genellikle sahibinin farklı besleme uygulamaları
yapmasının sonucudur.Kediye daha fazla çeşit
sunuldukça, kedi daha da fazlasını isteyecektir.Hazır kedi mamaları ile kedinin yiyebileceği tam
ve dengeli bir besin hazırlanması
mümkündür.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı





